30 Eylül 2011 Cuma

Sevgi

Ben sike sürülcek bi tane yeri olmayan, sineması olmayan, adam gibi ne muzik ne sanat kimsenin bi sikten anlamadıgı amına kodumun selcugunda her kosebasında rapci olmasını sevdim.

siktir lan, neyini sevicem amk. koca ilcede bi tane kafakopterci olmaz mı bileder, herkes anca gotunde oklava sapı var gibi bi ileri bi geri mal mal yaylanıyo. bu mu lan rap? bi kafakopter bi dapdap olmadan, break dance olmadan ne anladım lan o işten. anca lise yılları diye sarkı yapın amk.


Akademisyen Pornosu

"sınav sonuçları neden geç açıklanıyor"un cevabı işte. eli işte, gözü oynaşta ibneler sizi. götlek piçler.

29 Eylül 2011 Perşembe

Bazı İnsanlar Çok İnsafsız İleder

La sene başında "giriş niteliğinde bir sınav yapıcam. çalışmanız, gelecekteki başarınız için faydalı olur" diye mail atılır mı öğrenciye? Koskoca matematik bilimi ammana quadro, hangi konuyu çalışalım? İlerki konular matrislerle alakalı deyü, asıldım matris kitabına, yarısında nefesim kesildi. bitirdin beni bileder, mafettin sen ya. Çok fena kapışçaz bileder senlen.


Tuz Buz

İkinci siktirimi aldım bugun. Amınakodumun hic kimse mi doktora ogrencisi kontenjanı acmıyor lan, cok buyuk orospu cocugusunuz. Kocaman orospu cocukları. Sanzofbiçız.


İş Başvuru Süreçleri

İş başvuru süreçlerine dahil olup sıçar gibi CV dağıttınız. Mahalledeki çöpçüden turkcell'in genel mudurune kadar herkesin eline CV'niz gecti. Orospu ettiniz egitim hayatınızı, kariyerinizi. Ettiginiz tek seyahat iş - ev arası olsa da hobilerinize seyahat etmek yazdınız, müzik dinlemeyi, kitap okumayı hobiden saydınız. Amk sanki afrikadaki acliga cozum getirmis gibi bi ozguvenle ozelliklerinize "cozum odaklı" yazdınız. Yazdıgınız tek satırlık projeleri 1 sayfada anlattınız. Bildiginiz bilmediginiz her boku eklediniz. Hic dusunmediniz "acaba is gorusmesinde bana bunu sorarlar mı" diye. "Sormayacaklarsa ne bokuma ekliyorum ama sorarlarsa da sıcarım" diye hic dusunmediniz. Kurumsal yazılım yapan firmaya prolog biliyorum dediniz. Aslında ne istediginiz dahil hic bi sikim bilemediniz amk. Yarrak gibi bi ortalamayla mezun oldunuz, çakal gibi her boku yazdıgınız cv'nize ortalamanızı eklemediniz. Tezinizin konusunu yazmadınız, ordan buldan caldım cırptım zaten arkadas yaptı bunu diyemediniz. Bu universite hayatı benim ve yarramın basının dunya gorusunu aynı miktarda degistirdi diyemediniz. Hademeyle aynı bilgi seviyesinde mezun oldum diyemediniz. Salladınız durdunuz amk, laf kalabalıgıyla her bok doner sandınız. Nah doner. Amk malları.

Tasarım

Çiki bilader bi ara şu blog şablonlarına bi bak da şu temayı bi değiştirelim içim karardı kardeşim. "Basit"in altında daha iyi şeyler var, "Harikalar Tic." diye bi grup var oraya hiç bakma bilader, nerde orospu teması var hepsini oraya koymuslar bizi bozmasın çaki.
Begen bi tane de kafana gore degistir kardesim.

Seni seven,
Rot Balansçı Sarı Kemal

Çevremdeki bazı çakal yaradılışlı kişiler

Evet bu yazıda da çevremdeki çakal carloslardan, ben adamı ayakta götürürümcülerden bahsedicem. Bi tane tip vardı bizim sınıfta, ya bak amk yüksek biticek hala sınıf muhabbeti yapıyorum, böyle bildiğin not isteyen, işi düştü mü selam veren falan biri. Böyle ertesi gün vize olsun canım cicim, dönem bitsin suratına bakmamalar falan. Canını cicini sikerim senin. Neyse, ben buna bi kıl oldum dedim "ben bunu mafetçem, delirtçek beni, iyisi mi ben bunu gtalktu facebooktu falan her yerden sileyim". Sildim de, böyle güllük gülistanlık takılıyoz. Bugün bu mail atmış bana, benim geçen sene boru gibi bi ortalamayla geçtiğim bi ders vardı çok afedersin, işte hoca onda ne sorar quiz zor mu olur bilmemne. Dicektim "SİKEEEEEEEEEEER" ama demedim tabi. Edebimle soguk soguk cevaplarımı verdim. Bu da bu sefer "gtalkta gorunmuyon ne zamandır" demiş. Teallam. De yörü dicektim, demedim gene. Kibar bi insanım ben, modern dünya falan sikerim.

O degil de modern dünya cok acımasız ya, böyle soguk falan. Hep çıkar ilişkileri, seks çok az, yiyişi zaten ara ki bulasın. Yok yani. Emişcek insan sayısı bi elin parmaklarını geçmez.

Sosyal olaylar

Amına kodumun yerinde bazı sosyal mesajların verilmesi gerektigini dusunuyorum. Bunun icin hemen çarli çaplin'in filmini google'da aratıp buraya caps koydum. Bunu koymamın sebebi de şu anda tez falan calısıyor olmam. Evet 8'de mesaiden cıkıp yarrak bası gibi tez calısmaya oturdum gene. Sakinlikti, sessizlikti, mayısıklıktı falan bunları unuttum amk. Hayatımın ta amk lan.


Ocakta proje bitiyo yalnız. Tez falan da rahatlamıs olur. O zaman o dişliyi de, big brother'ı falan da hepsinin amına koyacam. Gonlumce mantara kacıcam bilader yıldım valla, eter amanakoyim, eter artık.

28 Eylül 2011 Çarşamba

Çingen Çocuu

alayım kızıma bir kutu motherfucker
boyasın kendini like a cocksucker

27 Eylül 2011 Salı

Biraz da gülelim

Amanıko bi tane telefon şakası vardır ya; 2 kişisindir. Elemanın biri sürekli bi telefonu arar, misal "sibgatullah'la gorusebilir miyim" der, karsıdaki cok yuksek bir ihtimal "oyle biri yok burda" der. Boyle boyle bikaç defa aranır falan. En son da diger eleman arar, "ben sibgatullah, beni arayan soran oldu mu" der. Boyle bi komiklikler falan. Amınakoyim sunca yıllık hayatım boyunca beni bundan daha cok sasırtan, kendine hayran bırakan, güldüren bi piçlik daha olmamıstır. Selçuk çocugu olmama ragmen durum boyle. Çok kotu sikerim bak.

Sanat için

Darbukacı şevket piçi işi büyütmüş amınakim. Geçen cumartesi pazarda gördüm bunu, amk çocugu kurmus sarıdedelerin oraya aleti edevatı, clinic yapıyodu. Ses aynı ama. Dedim "bi vokal bul". "Yok az kazanıyom" dedi. Oyle demis daha dogrusu, yanındaki eleman tercume etti. Desibelini siktiğim.



Deli Şakir

çilem cafe' nin eski sahibiydi deli şakir. fakiri gözetir, zengine ayar olurdu. beleş çay dağıtır, çift kaşarlı tostu, tek kaşarlı fiyattan satardı. bi gün hiç unutmam, bizim ılık ali' nin kardeşi dayanmış bunun kapısına. demiş "kızına astayım. niyetim ciddi. izin ver gelip isteyelim, yoksa allaanı sikeriz imanıma.". deli şakir çocuğun içindeki yangını görmüş, "tamam lan gel yarın orospu evladı" demiş, ardından da hafif gülümsemiş. çocuğu görseniz nası mutlu, izmarit toplarken tek dal sigara bulan cankiler gibi havaya uçuyo. 

hep böyle milletin suyuna giderdi deli şakir. yarin yanağından gayrı her şeyi paylaşır, çocukla çocuk, piskopatla piskopat olurdu. yeri gelir, kızgın demirle koluna "garip anam" yazan damarcılarla takılır, yeri gelir, "leninizm günleri" adlı panelin onur konukları arasında yer alırdı. herkesin dilinden anlardı. ama her şeye rağmen, onun da bir dayanma sınırı vardı tabi...

o gün, yine her zamanki gibi cafesini açmaya gelmişti deli şakir. tam kapıyı açmıştı ki, gördüklerine inanamadı. bi gece evvel kendilerine şarap parası bıraktığı elemanlar, cafe' nin ortasına, yandaki ilkokulun futbol sahasından çaldıkları kalenin direğini dikmişler, orospunun tekine de striptease show yaptırıyorlardı. işte buna dayanamadı deli şakir. tezgahın altındaki babadan kalma uçaksavarı çıkardı, 10 sn içinde kurdu ve bütün milleti taradı. ardından üç el bombası attı. daha sonra da emin olmak için sikorskylere mekanını aralıksız ateşe tabi tutturdu.

haklıydı deli şakir. herkesin bi kırılma noktası vardı. bu hadiseden sonra kayboldu deli şakir. kimi diyo inzivaya çekildi, kimi diyo amerika' nın adamı. (özellikle lokaldeki hocalar) ama tek bildiğimiz, şayet çok iyi bir insan olursak deli şakir' i bile görebileceğimiz...

26 Eylül 2011 Pazartesi

Resimdeki gözyaşları



Grup kurmuşlar, Cradle of Filth coverı falan. "İyi" dedim "gidelim değişiklik olur", gittik. Ne idüğü belli değil, hayvan gibi böğürdüler 1 saat. Acayip kinlendim ama. Dedim "ben bunları yakalarım". Konser bitince gittim kulise, bu oturuyo. Yorgunluktan götü tütüyo ama, öyle yorulmuş. "Bi sn bakar mısın arkadasım" dedim, "buyur bilader" dedi. Ben bunu tanıdım hemen. Dedim "o kadar basarılı ve gelecek vaad eden dizide rol alıyorsun, utanmıyor musun boyle itliklere sen?", "ne dizisi" diyo. "Bırak ayakları" dedim, redbull vardı elimde attım suratına. Bunun makyaj falan aktı tabi. "Kaçamazsın benden akbabuş" dedim, "eyvallah kardesim ehe mehe" çekti. Hic bozmadım, çektim gittim kulisten amk.

Cahil piçler

takımı gol attıktan sonra "ilk pozisyonu da verse şimdi 2-0" diye konuşan cahil orospu çocuklarına ne markov zincirini, ne kaos teorisini, ne hayatı, hiç bi boku anlatamazsın amk.

Robert De Niro' ya Çöpşişçi' de Esap Kaktırdık


çiki yine yapçağını yaptı bileder. geçenlerde robert de niro, efes' e gelmiş, acı olmaya. bunu bizim rehber bi eleman var, o karşılamış. gezdirmiş falan. ondan sonra direk çiki' nin yeni devraldığı çöpşişçiye yönlendirmiş bileder. robert' da baya memnun kalmış bizim elemanı muhabbetinden, ondan çiki' nin çöpşişçiye gitmeye tav olmuş. bunu çok iyi karşılamışlar çöpşişçide. 2 senelik mor etlerden değil de, yeni aldıkları etlerden kesmişler. 3 günlük ayranı değil, yeni yaptıkları ayranı vermişler. onun için damacana bayiine üye olmuşlar. bu robert baya memnun kalmış bizim çiki' nin yerinden ayrılıken. ama çiki bu, önünde sonunda siker adamı. esabı robert' e kaktırmış bileder. erşeyi üç kat fiyatına geçirmiş. ama robert' e ucuz gelmiş bu tabi. "what the fuck is that? how can you achieve making money under such a condition?" tarzı şeyler demiş. bizim çiki sadece "fuck" ı anladığı için şaka zannetmiş. "oo man... show your bra" diye şaka yapmaya çalışmış ammana kodum evladı. bi an ortam gerilmiş. robert "get out of here! get the fuck out of here!" dese de bi süre sonra mekanın kendisinin olmadığını atırlamış ve alttan almaya başlamış. sonra sular durulmuş ve çiki, robert' la bir anı fotoğrafı çektirmiş. onu da görgüsüz ayvanlar gibi eşşek kadar büyütmüş, dükkanın girişine asmış. şimdi de "xena' yı bekliyom. ama ondan para almıcam. az izleyip otuzbir çekmedik, bizim de ona bi ayrımız dokunsun" diyomuş piçirik.  

Yol

Bu Selçuk-Efes'tekiler beni delirtiyo bilader. Bi kolanyağı istiyon 1 saatte getirmiyo amanake. İzmir yeni karaaçın ordan bi sıcak bastı beni, yarı yolda muavini indirip dövdüm de anca kendime geldim. Bi daha o Fazlıların minibüse bineni siksinler amınakoyim.

25 Eylül 2011 Pazar

Berbere gittim

Berbere gideyim şu yüzdeki kulaktaki kılları falan yaktırayım, favorileri kestireyim dedim, bütün albenim karizmam falan yok oldu lan :(

Eddy

Kafakopter çeker kahrederim
Ters tekme atar mahvederim
Capoeria'dan vazgeçmem sikerim
Eddy olduğum gece

24 Eylül 2011 Cumartesi

Banyo

Pantene'le saçları yıkadık, gene kabardı amanakoyin.

Uzay

ciriiiek diye bagırır mafederim
salyamla sikertirim
agzımdan yavru cıkartır deşerim
alien oldugum gece

Ölü Doğanlar

Bi adam var herifin adı sibgatullah amk. Boyle arkadasları var iki tane de haşimle kaddafi diye. Şaka gibi ama degil lan, intihar bombacısı timi gibi herifler. Boyle maslaktaki kulelere falan dalacakmıs gibi bakmalar akjsdhkajhs.

23 Eylül 2011 Cuma

Böyle Yabancıya Can Kurban

biraz evvel yirmi yaş dişi çekiminden geldim. 45 dakika uğraştı herif çekecem dişi deyü. 2 ampül uyuşturucu vurmak zorunda kaldı, beni allah' a kurban edecekmiş gibi. ama ne zaman bloga gelip gün itibariyle rusya' dan beş kişinin bizi ziyaret ettiğini gördüm. bütün acılarım silindi. yüzümde güller açtı, eteklerim zil çaldı. gül diktim ellerimin değdiği yere.


Yirmi Yaş Dişi Çekimi

sevgili doktorum,

normalde yeni tanıştığım insanlarla muhabbet kurmam hayli zaman alır, ama o koltuğa oturunca her yarak kürek soruna, sırf o anın dışına çıkabilmek için uzun uzun cevaplar vericem. sen yine de bunu anlamamış gibi yap. ne kadar dalyarak sorun varsa bana biriktir. klişeye boğ beni bebeğim. ne bileyim, bana yaptığım işi sor ve işimle en asgari müşterekte buluşan bir arkadaşını bana operasyon bitinceye kadar anlat. ya da yaşadığımız yerin geçmişini bana pompala. buraya nasıl geldiğini anlat. (operasyon bittikten sonra da devam edersen sikiveririm o çemçük ağzını.)

ben korkuyom lan doktor. valla acayip tırsıyom. pek ağrım olmadığından olmayabilir. ağrım olsa, "çek laaaa çabuk çek" diye bağırırdım. ama şimdi ağrı da yok. en çok da operasyon sonrasından tırsıyom hacılı. ya konuşmakta zorluk çekersem. ben hayatımın 3/4 ünü şarkı söyleyerek geçiririm doktor. ya şarkı söyleyemezem, ya "it's gonna be me" şarkısında "laaahaahaaavvv..." diye bağırılan kısmı artık yapamazsam, ve en kötüsü artık "kız ay niiic yaa" diye bağırma lüksüm elimden giderse... düşün bunları beybi. çolak bırakma beni. the curious case of benjamin button' daki daisy gibi olmamam için elinden geleni yap maykıl.

seni her zaman konu komşuya övecek,

mc inşaat amelesi kamil

Kedi Olduğum Gece

tırmalar mahvederim
evde gezer tüy dökerim
eğer ay martsa acımam sikerim
kedi olduğum gece

22 Eylül 2011 Perşembe

Vaamanaga

Çok çalıştırıyolar yeter amanake bıçaklıcam birilerini bilader

21 Eylül 2011 Çarşamba

Bazıları Eşek Sever

bi zamanlar bi ülkenin kralı, ülkesinde sikişmeyi yasaklamış. yani sikişmek dediysem, kadın ile erkek arasında olanı. öbürü sadece sikmek oluyo zaten. misal "dün gece tavukla sikiştim" diyen yok. neyse uzatmayayım. bu kral öyle kıskanç bi orospu evladıymış ki, canını verir, tahtını vermezmiş. sırf bu sebeple, tahtına bir varis olmasın diye, hayatı boyunca sikişmemiş. karıyı zifaf gecesine çağırırmış, karı önünde dinelirken o otuzbir çekermiş. 

sonra bi gün düşünmüş ki, kendi varisi olmasa bile, illa bu ammana kodumunun halkı başına birini getirir. hemen orduya emir vermiş ve yeni doğan tüm bebekleri öldürtmüş. daha sonra da "sikişmeyi yasakladığını" tüm halka duyurmuş. "senin allahın yok mu tacını siktiğimin piçi" diye başkaldıran bazı kimseleri de, şehir meydanında atlara siktirtmiş. bu görüntüler, insanların kanını dondurmuş ve kimse bi daha kadına el sürmeye kalkışmamış. arada bir kaç kişi yeltendiyse de, kral bunları yakalatıp, yine ibret-i alem için, şehir meydanında çeşitli dört ayaklı hayvanlara tokmalatmış. 

fakat cinsel içgüdü kuvvetli bi dürtü olduğu için, insanlar bu ihtiyaçlarını giderecek yeni bi araç bulmaya çabalamışlar. bu sebeple dağda bayırda gezen başıboş eşeklere sarmışlar. çok ilginç hadiseler vuku bulmaya başlamış. örneğin gece bi adamın siktiği eşşeği, sabah karısı kendini siktirmek için kullanıyomuş. bi süre sonra bu duruma eşekler de alışmaya başlamış. onlar da kendi arasında sikişmeyi bırakmış, tuttuğu insanı sikmeye veyahut kendini sikmeye zorlamaya başlamışlar. 

böyle epey bi zaman geçmiş. bu ülkenin sınır komşusu olan krallık bi gün, eşeklerle insanların deli gibi takıldığı bu ülkeye fetih düzenlemeye karar vermiş. ama şehre giriş yaptıklarında görmüşler ki insanların savaşla falan alakası yok. varsa yoksa eşek muhabbeti. hatta işgalci askerlerden biri, savaş zamanının yokluğu içinde, eşeğe niyetlenmiş, fakat eşeğin sevdalısı kendini eşeğin önüne atıp "cesedimi çiğnemeden olmaz" diyerek aşkını haykırmış.

savaşın sonunda ise işgalciler sarayı ele geçirmişler ve buradaki ahlaki çöküntünün düzeltilmesi konusunda karar almışlar. bu sebeple, erkekleri tahrik için tüm karıları çıplak gezmeye zorlayan yasalar çıkarılmış ve eşek sikmek yasaklanmış. lakin ilginçtir ki, savaş esnasında gıkını çıkarmayan, ormanın derinliklerinde kendi eşeğiyle keyfine bakan o halk galeyana gelmiş. ortalığın anasını sikmiş. ne işgalci kalmış memlekette, ne kadın. bütün eşekler kapatıldıkları ahırlarından çıkarılmış. millet takılmasına devam etmiş.

gökten üç dildo düşmüş, biri çikiye, diğeri o orospu çocuğu krala, sonuncusu da gece sikişip uyutmayan kedilere girsin ammana koyenga...

20 Eylül 2011 Salı

Bastırılmış Dişçi Metin Korkusu

ayatımı siktin, amıma kodun dişçi metin... öyle bi tırsıyom ki dişçiden şu an da, en ijyenik yerde sağlıklı bir çekimdense, 100 senelik çınar misali kökü olan dişi kapıyla kendim çekmeyi yeğlerim. yavşak pezevenk...

mafetçem olum seni. şu diş işi hallolsun, muayenehanende tinercilere bıçaklatçam seni. yumruğu gömçürcem olum suratına. sub-zero misali kanlı aparkat geçirçem çenene...

Gençlik, spor ve gevşeklik

Lisenin tiyatro salonunda 19 Mayıs provaları yaparken. Bedenci zorla getirttiydi amk. (En soldaki de çikinin bileder, geni genetiği bozuk bu ibnelerin ailecek.)

Transkrip

Transkriptime ilk seneki 6 FF'imi de yazmış ibneler. Lisansta öyle değildi lan, sadece geçtiklerin görünüyordu. Burda resmen yüksek lisansımın ilk senesini alkol, uyuşturucu, köprüaltı şeklinde geçirdim sanacaklar. Keşke öyle geçirseydim amk daha beterini yaptım akjsdhkajhs. Neyse, artık bi şekilde başvurularda "magnificent comeback" havası yaratmam lazım. Yoksa yarraamı alabilirler benim yerime doktoraya.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Kayıt Dönemi

eter dedirttiler ya, eter dedim ammana koyake... bazı insanları bıçaklamanın cezası ayatımı sikecek olmasa, bütün memurları bıçaklara gark etçem valla billa ya.

mafettiniz beni. teee tren yolunun oraya 3 kere gidip gelmiş gibi issediyom kendime. bene.

Bedel

Okumayı sevmenin bedelini ödedim. Ödetti orospu evlatları. Ağır bedel ödedim. Tek suçum bilgisayarı, matematiği sevmek ve bu konularda kendimi geliştirmek istemekti. Acıttılar, rencide ettiler, yıprattılar. Sikindirik shippingten 48 dolar para aldılar. Amını sktimin amazon.com'u reva mı lan bu yaptıgın? Kiloyla altın mı alıyoruz amın feryadı nedir senin derdin? Özel korumayla getirecek sanki kitabı piç, 48 dolara ucak bileti bulurdum lan ben, gelir kendim alırdım amk. Bilime ilime bi katkınız bulunsun kapitalist piçler, elbet bir gün devrim gelir, sokaklar denizlere falan çıkar, lili marlen falan derken alırım ben sizden o parayı geri. Amın oğulları.

İncittiniz beni.

Yakup

yakup seni allaama mafetçem bileder. senin o taş çalmalarını, meydanı boş bulup şampiyonluk taslamalarını yedircem sana. şimdilik sadece çiki var diye kendini raat hissediyon ama, ben geldiğimde bıçağı takçaz sana. örtmenevinin kapısından giremiceksin bileder. 

o yamuk ağızlı oğlunu da sikeyim ayrıca. benim öyle oğlum olsa, cebine eroin koyar ihbar ederim ammana koyam...

Esrarengiz Yabancı

Bloga Rusya'dan giren olmus lan? Oha bak dişi olmasın şimdi amk? Va amanake, bak şimdi mevzuya. Bugun dolmusta vardı bi tane, "1 tane metrobus" dedim, "metrobüüüüs?" dedi boyle uzattı lafı. Onun gibi olmasın, çok leşti o karı da, sarı sac uzun boy ince bel beyaz tene hayır demem. Ulaş bana rusyalım. Nazdarovya.

Kayıt Haftası

Öğrenci bilgi sistemi kodladınız. Universite birinci sınıftan beri size odev diye verilmiş işi mezun olunca da yaptınız. Hayatınızda bi tane degisiklik olmadı. Birinci sınıfta neyseniz mezun olunca da osunuz lan. Hala bi not ortalamasını hesaplayamadınız, hala dersten gecti kaldı mantıgını anlayamadınız. Kontenjan ayarlayamadınız. İşin kotusu bunu 10 senedir yapamadınız lan. Yarrak gibi sıradan adamlarsınız amk, muhendisligin yuz karası oldunuz, bi gıdım gelismediniz. Ne bi merak ne bişey, bahcede dikili agactan daha sıradansınız lan.

Ölün.

18 Eylül 2011 Pazar

Sokak çetelerine dair

Tren yolunun orda sıkıştırdım bunları. Geçen hepsi bir olup biraderin telefonunu çalmışlar. Sıkıştırdım bunları dedim "biraderin telefonu verin yoksa hepinizi toplar arvalyanın orda sikerim". Yumusadılar hemen, abi yanlıs anladın falan dediler. Aldım telefonu geriye. Hıncımı alamamısım dedim ver gözlügü de. Sike sike verdi tabi piç, ne yapacaktı.

International Phd. Programme

Ananızı sikemme orospu cocukları, yenicem sizi.

Böyle Ambulans Mı Olur Amına Koyim


böyle ambulans mı olur ak ya... beni bu ambulansa bindirceklerine, çöpe atsınlar daha iyi ak... yonca' ya, barutçu' ya kaçtığım arabayla astaneye mi giderim la ben orospucuklar...

Nooooooooooooooooyyy


çıkmadı daha yüksek desibellisi...

Favori uzattım

Kafamdan götüme kadar favori uzattım, nası olmuş la?



Ortaokuldaki Rock Grubumuz

Bizim biladerle rock grubu kurduyduk ortaokuldayken. Bilader vokaldeydi o zamanlar, bal dudaklı dalyarak bi tipti.

Ben de gitar falan takılıyodum o zamanlar. Amele sümüğünden halliceymişim o zamanlar amk. Küçük emrah sikmiş sanki, tipe bak.


Yakamoz

Caddebostan sahilde bira falan takıldık. Sahilin ordaki taşlarda falan oturduk. Amk hava da serin, öğlen de acılı hatay tavuk dürüm yemişim mideyi şişirdi de şişirdi, sikti attı resmen. Demin tuvalette, allah belamı versin abartmıyorum bak, götüm patladı lan. Neyse mevzu o değil, işte takılıyoz yan tarafta bi grup var. Böyle seyyar bira satan adamlar gibi, değiller gibi, böyle bi garip tripteler. Orospu çocuğu gibi küfrediyorlar şuursuz piçler. Biri geldi, bunu dövmüşler bi iki gün önce, onun atarını yapıyo boş boş. "Neden tuttunuz beni" falan diyo, göz falan şiş ama. Küfür falan gırla. Öteki yanda bi grup var "Ermenileri öldürdük ama onlar da hak etti" diyo, onlar hepten bi ayrı artık. Kafa da değil bambaşka, çöp torbası gibi amk. Sikerler dedik kalktık biz de amına kodular gecenin.

17 Eylül 2011 Cumartesi

Ön Sırada Bizim Belediye Başkanı Oturuyo

otursun ammana koyim. belediye başkanı bu şehri adam gibi yönetsin, gelsin mutfağıma sıçsın benim. yadırgarsam orospu evladıyım.

Kendimizi Açıklıyom Ammana


bu yukarda kar içinde acı çeken dallama ali çavuş. paltosunu siktiğim.


bu ise, götü sıcağı bulmuş, varlık içinde yokluk çeken bendeniz efendim. o zamanki perçemlerime attırayım.


16 Eylül 2011 Cuma

Hakan

çıldırırım kahrederim
hayatımı mafederim bileder bali falan çekerim
ananı bacını sikerim
gelin oldugun gece

Ardgermeli Kiriş

isme bak, mesleğimi sikeyim amına koyim.

13 Eylül 2011 Salı

Ofiste yiyişenler

Arkadaş ne yiyişildi lan ofiste. Çok sağlam yiyiş döndü. Nereye baksam bi ikili yapılanma, nereye dönsem bi ömük ömük sesleri. Şirkette salyaya basmadan yürümek mümkün değil artık, o derece playboy mansion'a döndü şirket. Mühendis miyiz, godoşbaşı mıyız belli değil. Bi yiyişin ucundan tutsak gerisi gelicek, sabahlara kadar şehvet denizlerinde yüzücez, çene kemiklerimiz uyuşana kadar, dilimiz aşınana kadar durmucaz ama yaptığımız işin bilincinde olduğumuzdan biz durduk, onlar yiyişmeye devam etti. Mesai saati falan dinlemediler, masa üstlerinde, tuvalet sıralarında, asansör beklerken bile durmadılar.

Betini bereketini kaçırdınız lan memleketin.

Hala Film Kiralayarak Para Kazanmayı Uman Orospu Çocuğu Yusuf Abi

yusuf abi,

millet evine adsl alalı oluyo beş sene. hızlar mbpslere vurmuş, vizyona girmeyen filmler torrentlere düşmüş, sen hala "aman cd çizilmesin" derdindesin. senin ben kafanı sikeyim yusuf abi, rızkını sikeyim.

sen de bilirsin ki yusuf abi, esnafın rızkı sabah ezanından sonra dağıtılır. şimdi siktir git yat ve sabah erkenden kalkıp o film kiraladığın dükkanını tostçuya çevir.

11 Eylül 2011 Pazar

Rapçi Çağlar ile Arabasının Koltuğuna Fenerbahçe Forması Giydiren Şevket Abi Arasındaki Didaktik Çelişki

o gün yine rapçi çağlar ile şevket abi arasında sert bir atışma olmuş, rapçi çağlar, günün akşamına ilçede verecekleri rap konseri için, konser salonunun altındaki derme çatma stüdyonun yolunu tutarken şevket abi' den sağlam bi omuz yemiş, fakat kafasını sallamakla yetinmişti. bu mükemmel konser öncesi bi sorun çıksın istemiyor, konser başlangıcından bitişine kadar ki -yani tüm maalle kızlarını büyülecek break dance e kadar- sürede herhangi bir pürüz çıkmasını aklına dahi getirince bünyesini, sanki tren yolunun ötesindeki tostçulardan tost yiyince oluşan o kekremsi his gibi bir his sarıyordu.

omuz hadisesinden sonra her ne kadar şevket abi "bu maallede benim araba koltuklarıma giydirdiğim formayı giyen bazı orospu çocukları oturuyo" şeklinde bir sataşmayla rapçi çağlar konser öncesi demoralize etmek istese de, çağlar bu ağır cümleyi de - hesabı sorulmak üzere - konser sonrasına erteledi. sürekli kafakopter yapacağı anı düşünüyor, 2 tam tur dönüşü ve hiç sendelemeden ayakları üzerine düşüşünün hayalini kuruyordu. kraldı bu gösteriden sonra. artık her şey ayağına gelecekti...

stüdyonun önüne geldiğinde saatine baktı. konser saatine az bir zaman kalmıştı. birden stüdyonun kapısı açıldı ve içerden cosili çıktı. "kareşim, nerdesin bileder? soundcheck yapıyoduk biz de. hadi gel ammana koyam." diyerek çağlar içeriye doğru ittirdi. çağlar "bi kektirme ammana koyim. bi cigara içelim şurda" dediyse bile, içerden gelen "hassene la, hadi az zaman kaldı ammana." uğultularından ötürü stüdyoya girmek zorunda kaldı. ve hemen mikrofonu alıp en güvendiği parçasını söylemeye başladı;

"kesik çayır biçilir mi
şevketin ağzı sikilir mi
bana rapi bırak diyolar
bunu diyenlerin bacısı diri mi"

tam bu nakarat esnasında, konser salonunda havaya kalkmış elleri düşledi. izleyenlerin eşliği parçanın etkisini arttıracak ve büyük ihtimalle performansı sabote etmek için gelecek olan şevket' i bastıracaktı.

saatin geldiğini "laaaaayyttt" diye bağıran hıdır' dan anladı. polisin hizaya sokmayı beceremediği seyircileri, o sıraya sokuyor ve bunu da rapçilerin ona ayarlamasını umduğu kızlar uğruna yapıyordu. üç beş kişiyi yerde sürükledikten sonra herkes yerini almasını sağlamıştı. işte tam zamanı! rapçi çağlar bir anda sahneye fırladı ve "hadi elleri göreyim bizim maalle yov yov" diye haykırarak izleyicileri coşturdu. nefret grubunun, istanbul parçası için besteledikleri müzik üzerine biraz evvelki eserini, şevket' ün yüzüne bakarak okuyacaktı. gözleri şevketi aradı. gördü ki şevket, en üst sırada, tam çağlar' ın görebileceği bir yerde duruyor ve küçük öpücükler yolluyordu rapçi çağlar' a.

bunu nasıl bertaraf edeceğini çok iyi bilen çağlar, işaret verip müziği başlattı ve "haydi ellerrr!!!" diyerek ön grubu gaza getirdi. her şey çok iyi gidiyordu. şarkısını söylemeye başladı ve nakarat kısmında şevket' in ismini vurgulayarak ve yüzüne bakarak söyledi. şevket bir an durakladı. etrafındaki herkes ona gülmeye başlamıştı. prestijini kurtarmak için bir şeyler yapması gerekti ve "çöpçüleeerrrr!!! çöpçüleri söyle orospunun fırlattığııııı!!!" diye bağırdı. kimse şevket' in bu sözlerine gülmemiş, aksine rapçi çağlar' ın bu sözler sonrasında "amına kodumunun salağına bak" dercesine el hareketi yapmasını onaylamışlardı.

zaman şevket abi için daralıyordu. yanındaki tornacı yusuf ve berber yarraam kemal de şevket ile arasına mesafe koymak ister gibi duruyorlardı. işte tam bu anda, aptal şevket aceleci davranıp sahneye atladı ve çağlar' ın gözünün ortasına yumruğu ekledi. "boys anılar, soytarılar" deyip akabinde yumruğu yiyen fuat misali yere serilen rapçi çağlar, her ne kadar ayağa kalkmaya çabalayıp karşılık vermek istediyse de, konser önünde görevli iki polis, şevket abi' yi yaka paça merkeze götürdü.

bu çelişkiden sabrı ve sanata olan azmiyle rapçi çağlar galip çıkmıştı. her ne kadar ertesi günü şevket abi ile barışıp kardeş olsalar da, parsayı toplamış, karpuzcu cevdet' in eski çıktığı kale maalleli ayça' yı tavlamayı başarmıştı. 

keşke hepimiz çağlar gibi olabilsek... o şimdi ne kadar da mutlu...



8 Eylül 2011 Perşembe

Başkaları para kazanıcak diye projeleri kendi kanımızdanmış gibi benimsedik. Yarrak var çünkü işin ucunda ya, öyle bi sarıldık. Ay sonunda yine aynı maaşı almak için bi götümüzü vermediğimiz kaldı. Gerçi götü versek daha iyiydi, izmir bornova sokakta çıplak domalmış adamdan daha kötü durumdaydık çünkü amk. Kafada vücutta ne kadar kredi varsa hepsini sik gibi masanın başında tükettik. Özel hayatı sıfırladık. Kısır 2 tane projeye hayatımızı endeksledik. Hayatımızdan, sanki millet çok da istemiş gibi tavizler verdik. Bizi günde sekiz saat çalışan mühendis değil, titan sandılar bişey demedik. Kendi kafalarından planlar yapıp, sözler verdiler, mal gibi yine bişey demedik. Tatiller iptal dediler, haftasonları da iptal olabilir dediler "ehere mehere çalışırız" dedik. İşin kötüsü bunları söylemeden önce gaz da vermediler, biz vücudumuza entegre olarak gelen mallığımız sayesinde böyleyiz. 2-3 ay önce yaptığımız planların hepsini askıya aldık. Hepsi bu, çaktırmadan birbirimize hissettirerek yine birbirimizde coşturduğumuz "sen aslansın" gazı yüzündendi amk. Taarruza gidiyoruz ya, ülke kurtulacak ya amk yardır. 150 saat çalış günde. 1 saat falan uyu. Görev bilinci içinde hayatını siktir, sağlığını sikert, millet tatil yaparken mal gibi bak. Bu proje bitince ne olacak diye de düşünme. Sende bende değişen bir şey olmayacak amk. Mal mal olarak kalacak, başkalarının ensesi biraz daha kalınlaşacak o kadar.

Yediğimiz yarrağa doymucaz o kadar.

Not: Çiki senin de ananı sikim tostunu siktimin orospu çocuğu.

6 Eylül 2011 Salı

Nalbur Yaşar' ın Bilinmeze Göç Ettikten Sonra Yaşadığı Ruh Salınımları ve Anaximenes Seyit

her insan nasıl hayatın manasını, yaptığı işin kendi kişiliğine ve arzularına uygunluğunu ve ikamet ettiği yerin onun tatmin edip etmediğini tartışmaksızın yaşamaya mahkumsa, nalbur yaşar' ın da babadan kalma nalbur dükkanını işletmekten başka yapabileceği bir iş yoktu. günde iki paket sigara içerek akciğerlerine kür yapmak, bali almak için gelen keşlerle taşak geçmek, dükkanın önünden geçen karıların götlerine bakmak en büyük zevkleriydi. çünkü başka şansı yoktu nalbur yaşar' ın. kendini bahçeli bir evin kapısına bağlanmış bir kaniş gibi hissediyordu.

ne yazık ki nalbur yaşar' ın hiç fotoğrafı yok. bunun sebebi ise, yaşar' ın fotoğraf çektirmeye taviz vermez biçimde karşı olmasıydı. bir minyatür düşkünü olmasına, da vinci ve rafael' in eserleri üzerine yayımlanmış 8 kitabı olmasına rağmen, fotoğraf sanatından inanılmaz derece iğreniyor, bunu bastırılmış gizli gayliğin dışa vurumu olarak değerlendiriyordu.

aslında nalbur yaşar' ın başına gelen elim hadisenin tek nedeni "anaximenes seyit" lakaplı, ilçeye ilk geldiğinde kendini güvenilir biri olarak tanıtmayı becermiş, yumurta kafalı, çarpık bacaklı, soluk bir yüze ve yılın en sıcak günlerinde bile damla terlemeyen bir bünyeye sahip biriydi. bu seyit amcığı, ilçeye ilk geldiğinde demir işi yaptığını söylemiş ve yaşar' ın yan dükkanındaki demirciye kalfa olarak girmişti. esnaf tarafından ilk gelişinden itibaren yakın takibe alınan seyit, farklı zevkleriyle dikkat çekiyordu. öğle aralarında satranç veyahut squash oynamaya gidiyor, yediklerinin besin değerine dikkat ediyor ve interneti sadece bilgi alma amaçlı kullanıyordu. 

bir süre sonra seyit, esnafın her sorunla ilgili fikir danışmaya ihtiyaç duyduğu bir aydınlanma bilgesi haline gelmişti. başı sıkışan herkes soluğu seyit' in yanında alıyor, ondan derdine derman olacak bir şeyler kapmaya çalışıyordu. bir gün, yaşar da içinde bulunduğu bunalımdan kurtulmak amacıyla seyit' e başvurmaya karar verdi ve öğle arası, seyit' in go oynadığı lokale gitti. seyit, onu masasına buyur etti ve demli bir çay söyledi. bir iki hoş beşten sonra yaşar derdini seyit' e açtı;

- bileder, inanamazsın ya. bu ammana kodum memleketi mafetti beni bileder. içime kapadı beni iyice ağzını sikeyim. bi çıkış yolu da bulamıyom, bana bi akıl ver ba....

seyit çayından bir yudum aldı,

- karreşim böle zamanlarda, en kral çözüm siktirip gitmektir. arkada kalana bakmadan, hatta anasına bacısına sövüp sayarak... arkada o kalmış, bu kalmış bakmıcan bilederim. çek git, yeni bi ayat kur kendine. bak bana misal... ben önceki ayatımda bi gram değeri olmayan, götünden pandik alınan bi kaave çırağıydım. kavede kaat oynayanlara mezeydim. ne zamanki okumayı öörendim, alışkanlık edindim, "eeh sikerim" deyip ayrıldım o pis yerden. şimdi allaa şükür mutluyum...

uzun zamandır da yaşar' in içinden geçen aslında buydu. babadan kalma nalbur dükkanını güzel bir fiyata okutup keyfine bakmak, yarak kürek işlerle uğraşıp hayatı da taşağa bağlayarak dertlerini unutmak onun için en iyisiydi. seyit' in de sözlerindeki umut ona gaz vermiş, sanki arkadan kektirmişti. "artık yeterin" dedi yaşar kendi kendine. bu işin tek çözümü buydu.

bir gece, pılını pırtısını topladı ve kimseyi uyandırmamak için kaçacağı pencerenin yanına geldi nalbur yaşar. gece treniyle kaçacaktı bu bokum ilçeden. gideceği yerdeki herşeyi ise pespembe düşlüyordu. sıçtığı bok bile pis kokmayacaktı. pempe işeyecek, ne kadar içse de hiç kusmayacaktı. "allah' ım çok mutluyum" diye kikirdedi nalbur yaşar. pencereye tırmandı ve bavulunu aşağıya attı. sonra da kendisi indi. akabinde de son hızla gara doğru koşmaya başladı. sonra yolda düşündü neden bu kadar gizem yaptığını. yalnız yaşıyordu ve ilçeden hemen hemen herkes onun soğukluğundan tiksiniyordu. yavaşladı ve sakin sakin yürümeye başladı.

işte gece treni uzaktan görünüyor... trene koştu yaşar. bileti numarasız olduğu ve en başta bindiği için en kral köşeye oturdu. tam tren hareket etmişti ki, garın sol köşesinde ona doğru bakan birini fark etti. seyit' ti bu. pis pis gülüyordu. daha sonra cebinden bir kağıt çıkardı ve yaşar' a gösterdi. allah' ım nalbur dükkanının devir sözleşmesiydi bu. yoksa... yoksa kapıldığı hayallerin heyecanıyla "bir an önce oraya gideyim de, varsın dükkan ucuza gitsin" diyerek sattığı nalbur dükkanı seyit' in bir adamına mı gitmişti. şimdi ne yapacaktı. basbayağı kandırılmıştı. sanki bütün hayalleri suya...

nalbur yaşar bir anda yatağından fırladı. sıçan gibi terlemişti ve yatmadan önce yediği sucuğun kokusu terinden dahi geliyordu. baktı, kedisi sikine çöreklenmiş yatıyordu. bir "oh" çekti. daha sonra kedisini uyandırmamaya dikkat ederek sikinin üzerinden kaldırıp 3. kattan aşağıya attı.


4 Eylül 2011 Pazar

Yüksekler

Top diken Bari vardı bizim mahallede. Herkes adama Bari dediği için adamın adını senelerce Bari sandık. Eleman muhtemelen kendi adının doğru halini unutmuştu.

Çok mükemmel bi abimizdi Bari. Mahallenin aşırı laz ailelerine gelmiş (burada aşırı laz, aileye memleket dışından insan sokmamış demek) laz olmayan bi elemandı. Cingen gibi bişeydi muhtemelen, böyle kavruk bişeydi. Muhtemelen şu an da hala yüzünde bulunan 76 model bi bıyığı vardı. Aslında düşündüm de mükemmel falan değil, yarrak gibi bi adamdı lan bu Bari. Bi de kardeşi vardı bunun, sürekli anlatılırdı mahallede. Adam bizim yan evde otururdu ama benim çocukluğumdan beri hapisten çıkamadığı için bi kere bile göremedik herifi. En son ülkücüler yüzünden adam pıçakladıydı kardeşim erif. Aametti galiba adı. Neyse.

Bu Bari biz ne zaman mahallede top oynasak oyuna karışırdı yarrak var gibi. Her mahalle abisi kendini Maradona sanar ya o misal, amk salağı bacak kadar veletlerden topu alınca mutlu olurdu. Belki de küçük şeylerle mutlu olurdu Bari, belki de delilikle dahilik arasında gelip giderdi... Siktir lan. Bildiğin uğursuzun tekiydi adam amk. Alıp bize çalım atar ondan sonra da topu dikerdi piç.

Çocukluğumda gördüğüm en yüksek bina, evin karşısındaki 6 katlı oteldi (bizim apartman da 4 katlıydı ama olsun). Bari topu dikti mi te 6. kata kadar çıkarırdı. Arada bi topu dikerken top bi yana ayakkabı bi yana giderdi falan. Biz de mal mal bakardık topa.

Şimdi düşünüyorum da, Bari sen ne amcık ağızlı bi adammışsın lan. Ziyan herif.

Sigara Siken Kemal Abi

nasıl her insanın hayatı çevresindekilerin etkileriyle şekilleniyorsa, beni de bugünlere getiren, dik durmayı ve zorluklara göğüs germeyi kendisinden öğrendiğim kişi sigara siken kemal abi' dir. kendisi her ne kadar bi sike yaramaz, esrarkeşin teki gibi dursa da, hayat felsefesi bizim maallenin bütün çocuklarını derinden etkilemiştir.

bi am dillemenin, bi de sigarayı dibine kadar asılarak içmenin hastası olan sigara siken kemal abi, ağzı sol yana doğru yamuk olduğu için ne dediği bir süre sonra anlaşılan bi abimizdi. bi noktaya kadar son derece mantıklı cümleler kurar, ondan sonra ise küçük bi çocuğun bile katlanamayacağı saçmalıklar sergilerdi. kimse kemal abi' nin bu dereceye ne zaman geleceğini kestiremezdi. görünmez duvarları vardı sigara siken kemal abi' nin. çok ciddi bir konu konuşurken birden dün gece karısını neden sikemediğinden bahis açar, daha sonra ellerini birbirine vurarak "kaveci ananı sikeyim, yapçağın çayın götüne koyayım" diye bağırırdı. kaveci bu sözler üzerine delirir, fakat ahali kavga çıkmasına mahal vermezdi.

sigara siken kemal abi' nin bütün çocukları, akciğer kanserinden ötürü 10 yaşına gelmeden öldüğü için, sigara siken kemal abi maalledeki bütün çocukları çok severdi. parasının 4/5 ini çocuklara verir, geri kalanın yarısıyla evinin masraflarını karşılar, öbür yarısıyla da kerhaneye giderdi. bunun sebebini "karım götten vermiyor" diye açıklamıştı sigara siken kemal abi.

işte ben de sigara siken kemal abi' nin yaptığı yardımlarla ilkokulu bitirdim. tam ortaokula başlayacaktım ki, sigara siken kemal abi' nin taşaklarının patladığının haberini aldım. biz onu kerhanede götten karı sikiyor zannederken o orospulara taşaklarını tekmeletiyomuş. tam bi ballbusting hastasıymış kemal abi. hastaneye de yetiştirememişler. öyle kerhane odasında yığılmış kalmış. 

iş üstünde öldü diye cenaze namazı da kılınmadı. öyle kimyasal atık gibi gömdüler sigara siken kemal abi' yi. hala mezarına gittiğimizde bir dal sigara bir de kırmızı fetiş topu bırakırız...

İçsel

Saat sabaha karşı 4'e geliyordu ve bir tane flash'ın içine oturmuş öylece bekliyorduk. Kodumun arabasında uyusan uyunmaz, ayağını bile uzatamazsın tabi, öyle oklava yutmuş gibi oturuyoruz. Sessizliği Ali Hıdır'ın samsun içmekten yandan yemiş Can Yücel'e dönmüş sesi bozdu. "Anasını siktin arabanın" dedi. Hakikaten anasını sikmişti arabanın. Öyle bi viraj almıştı ki, amk sanki formula-1'de yarışıyordu, alt tarafı bi reno flash lan. Dayanamayıp Ali Hıdır'a hak vermek için "Evet siktin. O nası viraj dönmek öyle kepçik aazlı" dedim. Flash'ın, zayıf olanın yok olup gittiği herhangi bir ortamdan farkı yoktu ve burada hatayı direksiyondaki Çiki yapmıştı. Orman Kampı'nın ordaki viraja 100'le girmiş, arabayı toplarlıcam diye de teker, motor ne varsa anasını sikmişti. Şimdi de onurunu korumak için karşı saldırıya geçmek zorundaydı. "Gelmeseydiniz amına koduklarım" dedi, "siktirin gidin çok şikayetçiyseniz". Dayanamayıp bunun enseye bi tane tokat kesiği attım. Ensesi hemen kızardı. Hatasının farkındaydı ve genç aslanlar karşısında yenilgiyi kabullenen yaşlı erkek aslanlar gibi boynunu eğdi. Gidemezdi. Nereye gidecekti amk gecenin dördünde, Arvalya'nın orda yarrak yemiş bülbül gibi kalmıştık. Sanayiden Piç Özcan'ı aradık, o da sabah arayın diye bizi atarladı. Mecbur sabaha kadar, bu arabanın içinde kendi içsel dünyamıza bir yolculuğa çıkacaktık. Sikerim içselini diyip torpido gözünden baliyi çıkardı, kendimize geldik.

Amına kodumun Özcanı.

3 Eylül 2011 Cumartesi

Ospili ile Kızancık Hasan' ın Tüyler Ürperten Kapışması

oooff of! ne günlerdi o günler... daha yeni bitimiz kanlanmış, mıstafa abilerin tükanı önünde birbirimizin donunu indirmeye çalıştığımız yıllardı bileder. kahvedeki soğutucuların altından gazoz kapakları toplar, taso için kavga eder, maalle maçları için kitlesel biçimde göç ederdik.

işte bu zamanda, bizim maallemize, zafer mah. de ikamet eden ospili lakaplı, yüzü çopur içinde, ağzının sol kenarında 3 km. den dikkat çekecek kadar büyüklükte uçuk bulunan, 3 sene evvel kavga esnasında kırılmış kolu yamuk kaynamış, iyi mi iyi bi abi vardı. o kadar iyi niyetliydi ki bu ospili, ne biz top oynarken topu kaçırır ne de gerekli gereksiz topumuzu degaj dikerdi. biz onu geldiğini "gençler bize de yer var mı?" diye bağırmasından duyar, hemen "ne demek ospili abi. bu top bu mahalle, bu semt bu ışıklar senin köpeğin olsun." manasında, aynı anda söylenmekten anlaşılması imkansız söz öbekleri sıralardık. ospili abi ise, paçalarını kıvırıp sahaya indikten sonra, hangi takımın daha güçsüz olduğunu sorar, akabinde de güçlü olan takıma geçerdi.

günler böyle devam etmekte iken bi gün maallemize hasan adında, kaşları, saçı ve sakalı tamamen sarı olan, insanda uzaktan ırsız intibası bırakan, yamuk kafalı, kapçık ağızlı ve bizden birkaç yaş daha büyük bir çocuk geldi. bu çocuk, biz ne zaman top oynamaya çıksak, hemen kapının önüne iniyor, fakat oyuna davet etmemize rağmen, uzaktan tip tip izlemeyi yeğliyordu. maçın ortalarına doğru, çoğu zaman, bizimle olan ilgisini kesiyor, başka yeri seyretmeye dalıyordu. işte bu zamanlarda, biz genelde hasan' ın kafasına doğru zımba çekerdik. hasan şutun etkisiyle yuvarlandığında da ciddiyetimizi hiç bozmayarak "pardon bileder, topu atçan mı ba..." diye seslenerek mesafemizi korurduk.

fakat ospili abi' nin geldiği bi gün, işler hiç de iyi gitmedi. o gün maçı biraz erken saatte yapıyorduk ve hava da hayli sıcaktı. her yarım saatte bi yandaki kaveden su içmeye gidiyorduk. ospili abi de sıcaktan etkilenmiş olacak ki ilk önce maça girmek istemedi, ama maç kızıştıktan sonra dayanamayıp sahaya atlayıverdi. maç esnasında onun da dikkatini çekmiş olacak ki, t-shirt ümü sündürerek "bana bu piçin kim olduğunu söyle" dedi. ben de "abi yeni geldiler. kem gözlü piç sürekli bizi izliyo. geçen gün ayı mert' in ayaklarına bi baktı. çocuk üç takla attı abi topu sürerken. ayrıca babası alettirikçide çalışıyomuş, bu trafonun içinden geçen bakır kablolar var ya onları çalıp satıyomuş. anası da dediko..." diye tamamlayacak iken "çaaat" diye ağzımın ortasına tokat yedim. "tamam yeter lan. siktir!" dedi ospili abi. ben de ospili abi arkasını döndükten sonra "ağzını yüzünü sikecem" bağlamında kafamı sallayıp elimi kaldırdım. sonrasında düzelmem on saniye sürdü.

neyse uzatmayayım. ospili abi maçın keyfini çıkarmaya çalışıyordu ama kenafir gözlü kızancığın bakışları ospili abiyi destabilize ediyordu. son vuruşlarda etkili olan, orta sahadan zımba çeken, tüm pis burun uyarılarımıza rağmen topumuzu yumurta etmekten çekinmeyen ospili abi, bir guiza' ya dönmüştü hasan yüzünden. durup durup "bu çocuk beni delirtiyo bileder" diyordu. o da en sonunda delirmiş olacak ki, tam hasan kafasını başka yöne çevirdiği anda zımbayı gömüverdi. top hasan' ın kafasına öyle sert çarptı ki, hasan oturduğu duvardan aşağıya düştü. biz deli gibi gülüyoduk ki, karşı tarafın kalecisi irfan' dan "biiiiiiii biledeeeerrr!!!" diye bir haykırma yükseldi. hemen koştuk yanına. gördük ki hasan ağlayarak topumuzu kesiyordu ve bir yandan da "amınıza koydurtçam olum, abime siktirtçem epinizi" diye bağırıyordu. ospili abi hemen duvardan atladı ve topu elinden alıp bi tokat patlattı.

lakin bizim pısırık zannettiğimiz kızancık, bi an delirdi ve bıçağı ospili abimizin bacağına takıp çektiriverdi. ospili abi bir feryat etti ve yere çöktü. bu arada kızancık hasan acayip tırsmış ve kaçmaya başlamıştı. biz de hemen duvardan atladık ve bi kısmımız hasan' ın arkasından, bi kısmımızda ospili abi' nin yanına koştuk. "astaneye götürün la beni. mal gibi bakmayın bana" diye acılar içinde bağırıyordu ospili abi. ben hemen yan taraftaki meteoroloji binasına gittim ve güvenlikçi abiye "abi koş. yaralı var" diye bağırdım. ilk önce "assssiee amına goyum" dese de, sonrasında ciddiyetime inanıp ambulans çağırdı. ospili abi ise, ambulans geldiğinde dahi etrafa tehditler savuruyor "onun tornavidayla amına koycam, sanayiden, 14 mayıs maallesinden adam çağırcam" diye bağırıyordu.

hadiselerin üzerinden 1 ay geçtikten sonra ospili abi eski sağlığına kavuştu. bu süre zarfında ospili abi bi kaç kez arkadaşlarına, hasan' ı ve abisini tokatlatsa da, şopar piç araya adam sokmayı becermişti. ona bi bok olmadı, ospili abi takıldığı bıçağıyla kaldı. hastanede kaldığı süre içerisinde de kızancık, maalle büyüklerini yanına çekip ospili' yi tasfiye etmeyi başardı. ospili abi de en sonunda deli ipçi kemal' in bile taşak geçtiği bi adam haline geldi.

ağzını sikeyim ospili abi...


Girişimcilik üzerine

"Petshop açıcam" dedi. Amına koyim zaten ne zaman 2 yudum bişey içmeye kalksak illa bi dükkan muhabbeti açardı. 2 gün önce sevgilimden ayrılmama rağmen dinliyordum ben de ibneyi, nedense artık. "Nabıcan olm petşopu" dedim. "Git balık halinde balıkçı falan aç daha iyi kazanırsın". Bu lafım onda bi kararsızlık yarattı. Kanırttığımın vizyonsuzu, sanki petşop açsa cins köpek satacak. Sokaktan topladığı kedilerle lepistesleri doldurcak dükkana, akşama kadar tavla oynucak sonra boş boş. Böyle düşünüp düşünüp sinirlendim. "Sen esnaflıkta tutunamazsın" dedim. "Al bunu aç buna tutun" diye pantolonun fermuarını gösterdim. Hayvanevladı gibi cüssesinden beklenmeyecek derecede duygusal fakat hayvanınevladı cüssesinden beklenecek derecede güçlüydü piç. Arnavut kaldırımı taşlarından birini söküp alnıma vurdu. Sanki suratıma pasta vuruyordu siktimin hayvanı. Lisenin hemen arka kapısındaki kaldırımda oturuyorduk. "Bekle" dedim, "feriştahına zil takıcam senin". Atatürk heykelinin oraya boş şarap şişelerini saklamıştık. Onlardan iki tanesini kırıp saldırdım buna, sırtına takıp uyarı mahiyetinde azcık çektirdim. Vermek istediğim mesajı anlamıştı. Petşop işini unutup yarın keseceği döneri düşünmeye başladı.

2 Eylül 2011 Cuma

Bi gol oldu, köpek evladı gibi bağırdı piç. Dedim "bi yavaş ol, bi insan ol lan hastası var yaşlısı var bunun", yok, dinlemiyor ki adam. Bağırıyor hala. Arjantini çaktım bunun kafaya bi duruldu biraz, kafa kavrulmuş antepfıstığı gibi açıldı. Amk meğer kahve bunun mahalleden bi çocuğunmuş, kelebekler çekildi analara bacılara sövüldü falan derken girdik birbirimize. Ben o hengamede bu amın oğluna denk getirecem derken Çiki'ye takmışım pıçaa. Allahtan taktıktan sonra tanıdım da çektirmedim, yoksa açtıydım bacağı. Neyse aldık ne kadar yaralı falan varsa selçuk devlet hastanesine götürdük, bu orospu çocuğunu da taksiye bindirmişler getirdiler. Para çıkmadı bunda ben verdim taksinin parayı, zaten amın oğlu garajın arka taraftan binmiş taksiye hastaneye gelmiş, 2.75 mi ne tutmuş taksi. Ben parayı verince yumuşadı bu itin yumurtası, dedi "eyvallah delikanlı adamsın". eyvallah.

ekmek kemal' in hüzünlü hikayesi

ısrar üzerine, ekmek kemal' in hüzünlü hikayesini anlatacam bugün. taşak zanneden orospu evlatlarının şimdiden ta anasını avradını sikeyim.

ekmek kemal, buca/kozağaç mevkinde ikamet eden, telefonculuk mesleği altında kaçakçılıkla uğraşan, lakin kendisine bir selam verene yardımı esirgemeyen, yüzüne bakılmayacak tipsizlikte fakat delikanlı bi kardeşimizdi. lakabını ise, küfretmeye "yediğin ekmeği sikeyim" diye başladığı için aldı.

her şey, ekmek kemal' in yan dükkanında mesleğini icra eden kokoreççinin iflas etmesiyle başladı. ekmek kemal, kokorece çok düşkün, neredeyse her gün bir yarım attıran etobur bir abimizdi. bu iflas haberi onu yüreğinden dağladı. dükkanın sahibi sadi' yi yanına çağırdı. önce yaklaşık 15 dakika sarıldılar, sadi' nin göz yaşları ekmek kemal' in ipek ceketinin yakalarını ıslatıyordu. daha sonra kemal abi, sadi' yi sandalyeye oturtup onu "bi ihtiyacın var mı?" temalı sorulara boğdu. akabinde ise, "olursa çekinme" içerikli göndermelerle sadi' ye son vuruşu yaptı. sadi, bu iyi niyetli teklifleri, tevazu göstermek adına kibarca reddetmiş, fakat aşırı mütevazilikten ötürü iyice yavşamış, pelte gibi olmuştu.

bu yavşamayı ise, ilk olarak maallenin fırsatçısı çiki fark etti. avurtları çökmüş, omuzları düşmüş bir sadi, ekmek kemal' in kurduğu telefon tekelini kırmak için on numara fırsattı. hemen sadi' nin yanına gidip cazip teklifler sunmaya başladı. sadi ise, küçük esnaf kurnazlığına uygun davranarak ve biraz önceki mütevaziliğinden eser kalmayacak şekilde çiki' nin kucağına oturdu. çiki hem dükkanı aldı, hem de sadi' yi ters domaltıp düz sikerek hiç bir vaadini yerine getirmedi.

bundan sonrası ise basitti çiki için. ekmek kemal' in her telefon kampanyasına karşılık, daha düşük fiyatlarla kampanyalar üreterek tüm müşterileri kendine çekti. misal, kemal abi ucuza blackberry mi satıyor, çiki blackberry yanında hat, kontör, anahtarlık veriyor ve ayrıca her kampanya için bir çekiliş düzenliyor, kazananı -kadın bile olsa- tepecik' e sikişe götürüyordu.

öte yandan, ekmek kemal abi gururlu bir insandı elbette. çiki' nin kampanyalarına karşılık hiçbir şey yapmadı. hiç telefon satamasa bile çalışanlarının maaşını kendi cebinden ödedi. bir sefer dahi bile olsa, yaptığı kampanyaları palyaçolar ve dj eşliğinde duyurmadı. indirimleri, sadece a4' e yatay biçimde yazdırarak girişe astı. bazen duyurmadı bile. kimi ucuzluklarını sadece çalışanları bildi. kendinin bile bilmediği indirimler düzenledi ekmek kemal abi...

ama serbest piyasa işte... bir gün çiki' nin kahkahaları çınlarken maallede, ekmek kemal abi dükkanını deve sucuğu üreten bir firmaya devretti. o gün bugündür, ekmek kemal abi' nin adı var sadece. bir de beleşe dağıttığı telefon kulaklıkları...  

Mantara Kaçanlar

Bazen şirketin ortasında "orospu çocukları" falan diye küfürlü konusup, sessiz sessiz çalışan yavşakları bi temiz geresim geliyor ama yapamıyorum çünkü ben de sessiz sessiz çalışan bir yavşağım en nihayetinde. sikerler bazen.

Koşu

"Çiki" dedim "doğru dur", atarlandı bu. Amına kodumun çocuğu. Elimdeki falçataya güvenip üzerine yürüdüm bunun ama dönercilik yaptığını unutmuşum tabi amına kodumun primatının. Çekti bacağım kadar bıçaa. Üstünde de kurumuş yağlar falan var, dedim "amanake kan kaybından ölmezsem enfeksiyondan ölürüm", te Arvalya'ya kadar koşturdu beni piç. Ondan sonra kesildi tabi amın feryadı, bütün gün döner dumanı solumaktan ciğerler kültablasına dönmüş. Yine de çikidir, olayı belli olmaz diye Kalamaki'ye kadar durmadım ben. Siktimin salaa ya.

Cik Ali

şimdi direk bodoslama olmasın ama, bu kendi içindelik yedi beni ammana. adım ali... ama lakabım "cik". bu lakap beni bitirdi bileder. mafetti ağzını sikeyim. nasıl olduğunu size anlatayım;


bi aralar bizim maallede, pitbull almak moda olmuştu. önünde gelen pitbull alıp kapının önüne bağlıyodu bileder. yok pitbulluna sigara içirirken fotoğraf çektirmeler, yok efendim pitbulla güneş gözlüğü takıp maallede dolaştırmalar... ben bi tav oldum bu duruma, bi tüylerim tiken tiken oldu. accayip sinirlendim, tepem attı, evdeki vitrini devirdim.

daha sonra babamın ayak tabanıyla burnuma attığı tekme, beni kendime getirdi. dedim ki "napıyorum ya ben?". "bu muyum ben?" dedim. aklıselim olmaya karar verdim ve semt pazarına gidip mavi bir muabbet kuşu aldım. kafesi eve getirdim ve balkona koydum. ama hadiseler beklediğim gibi gelişmedi tabi. ben balkona çıkıp kuşa öpücükler atarak barış mesajları verirken, arka sokaktaki özcan, yan komşu ekmek kemal ve karşı apartmandaki böbrek yusuf adımı çıkardılar.

ve bugün benim kaderim, bir karganın ölümüne sebep olup daha sonra her sokağa çıktığında kargaların saldırısına uğrayan o hayali mi gerçek mi ne bok olduğu belirsiz adamla aynı bileder. ona kargalar saldırıyo, ben çıkınca da bakkaldan berbere kadar erkes "cik cik" diye ötüyo bileder.