Yengeci Sami, kendi haline görünen, lakin azılı bir orospu çocuğunun barındırabileceği her türlü iğrençliği barındıran, amcık hoşaflığında doktora vermiş ve yüzüne bakılmayacak derecede çirkin bir ademdi. Lakabını ise tahmin edeceğiniz üzere, nasıl eşek siken eşekçi oluyorsa, yengelerine takıp takıştırmasından almıştı. Bu ibnenin yengelerine itelediğinin haddi hesabı yoktu. En büyük amcasının karısını uzun süreler seks kölesi olarak kullanmış, "o benim ablam" dediği ortanca amcasının karısına senelerce "rape fantasy" yapmış, "oo yenge naber" diyecek kadar samimi davrandığı panpasının sevgilisini bir "whipping slave" e çevirmişti. Fakat nasıl oluyorsa bu orospu evladı bir şekilde etrafındakileri kafalamayı beceriyordu. Öyle zekice kurtuluyordu ki durumlardan bunları dinleyen, şahit olan insanların meme uçları sertleşiyordu.
Aslında Sami de her vatandaş gibi hayatını rutine bağlamış, kapitalizmin çarklarından biri olmuş, ekmeğini kazanıp kıt kanaat geçinen biri gibi görünüyordu. Asıl mesleği değnekçilik gibi görünse de, aslen torbacıydı. Değnekçiliği paravan olarak kullanıyordu. Ayrıca şehrin en büyük halı sahalarından birine de ortaktı. Bir süre ortağının da karısını sikmişti, ama sonra karı deforme olunca bıraktı. Daha sonra ortağının metresine atladı bir kaç kere.
Gerçi sunu da söyleyelim, Sami iş ahlakı olan biriydi. Misal, şu ana kadar arabasına park yeri gösterdiği veyahut mal sattığı kimsenin karısını sikmemişti. Bacıları varsa affetmezdi, ama kesinlikle karılarına veyahut sevgililerine dokunmazdı. Ayrıca ortağı olduğu halı sahadaki hiçbir temizlikçi kadına da bir yanlışı olmamıştı. Bu açıdan omzunda ağlanmayı hak ediyordu Sami.
Neyse biz asıl konumuza dönelim... Sami bir sabah uyandığında, sikinin etrafının topak topak olduğunu gördü. Bunlara sivilcemsi kekremsilikler dersek çok da yanlış olmaz. Gerçi biraz yanlış oldu gibi ya, neyse... Hemen yatağından kalktı Sami ve bunları patlatmak için aynanın karşısına geçti. Ama hayır, eli malum yere değince amı yırtılmış yeni gelin gibi bağırıyordu. İki büklüm halde giyindi ve doktora gitti. Doktor bunu görünce çok şaşırdı ve bunun kendi işi olmadığını, ama Cinci Seyit Hoca' nın bu işi halledebileceğini söyledi. Sami ordan siktir edildi ve Cinci Hoca' nın evinin yolunu tuttu.
Cinci Hoca' nın evine geldiğinde parolayı hatırladı. Hoca öyle herkese kapıyı açmazdı. Hemen arka arkaya yedi sefer Mehmet Ali Erbil gibi içine içine güldü ve kafa üstü yere atladı. Hoca hemen kapıyı açtı. Uzun uzun öpüştüler. Sami' nin acılar sanki biraz dinmişti. İçeri girdiler, Hoca hemen bir merhem hazırladı ve merhem Sami' nin taşaklarına sürmeden evvel, Sami' ye eldivenle üç tokat atıp 2 dakika boyunca aşağıladı. Daha sonra merhemi sürdü. Hoca merhemi sürdükçe Sami, "Ah! Hocam çok soğuk!" diye inliyor, Hoca ise buna aldırmayarak işini yapmaya devam ediyordu.
Bu öyle bir merhemdi ki, Sami dakikasında ayağı kalktı. Hoca' ya uzun uzun şükranlarını sundu ve karısından da makas aldı. Karısı haya sahibiydi, taşaklıydı, utandı ve altına sıçtı. Hoca bu durum üzerine olduğu yerde dona kaldı. Sami ise fırsattan istifade ücreti yengenin eline verdi. Sonra koşarak uzaklaştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder