12 Kasım 2012 Pazartesi

Dalpipilik Üzerine Aforizmalar...

Bu ammana kodum hayatında, gökhan türkmen gibi ince sesle nağmeler söyleyinceye kadar sikmek istediğim bazı insanlar mevcut... Mevcudiyetini siktiklerim, böyle gelirler durduk yerde, hayatınızın ortasına tuvalet alışkanlığı kazanmamış evcil köpek gibi sıçarlar amana koyadres... Uzaktan evini taradığımın piçleri...

Neyse... Şimdi kafa sikmeyem durduk yerde... Ben size asıl, montaigne yavşağından bahsedecektim. Bu herif zamanında denemeler yazmış ya, aslında çok akıllı davranmış ha. "Deniyorum hacı" demiş, misal "Yardırmalar", "Kaydıraklar", "İnce ince koyuşlar" gibi iddalı bir tanım seçseydi yaptıkları için, bugün montaigne yi herkes atıp da tutturamayan bir orospu evladı olarak anacaktı. Ama bu herif baştan kendini garantiye aldı, "deneme" dedi. yazdıkları da akla uygun, zihin açıcı şeyler olunca, "denemeler" sözü aslında "montaigne" nin yardırmaları gibi algılandı. Bi daha anlatayım mı? Siktir lan ne anlatçam, anlayıncaya kadar oku amına koyim. Hatta ben de okuyayım... Ben de anlamadım lan bi şey, yarak gibi yazmışım amına koyim... Bi daha yazayım bir sonraki paragrafta.

Geçen yolda yürüyorum, bizim Seyit' i gördüm. Annesiyle eve gidiyordu, "naber lan orospu evladı" dedim. Annesinin bi yüzü düştü önce. Hemen annesinin yanına gittim, "teyze yanlış anlama, biz yakın arkadaş olduğumuz için hep birbirimizin anasına küfrederiz. misal, o etse şu an bana küfür, ben de hiç kızmam. ama sen edemezsin bak, benim yakın arkadaşım falan değilsin, edersen ölmüşünü sikerim bak" dedim. Cümlemi bitirir bitirmez, alnıma bir keser sapı indiğini duyumsadım. Ayağa kalktığım an, Seyit' in abisi Mehmet' i gördüm. Konuşmama izin vermedi ve şöyle söze başladı;

"Bak ammana koduğum... Çok sert çıkışların var... Biraz törpüle kendini, biraz daha sağ duyulu olmaya gayret göster. Bu kösnül Gaziosmanpaşa gecelerine dem vuran yalnızlığının ben de farkındayım, fakat Hey Hat!" deyip elini alnına götürdü ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Daha sonra yere yığıldı, "sadece denemekti amacım, denemekti" diyordu. Histeri nöbeti geçirdiği açıktı. Bir köşede annesi ağlıyordu, "ah bu keskin tavırların" diye insanı ta içinden vuran bir ağıda başlamıştı. Seyit ise bir köşede, "Ah! ne gerek vardı, tirada" deyip kafasını kaldırım taşına vuruyordu.

Ben mi? Bense sadece montaigne yi düşünüyordum. Mehmet Abi' nin alnıma keser sapı ile vurmasıyla, montaigne nin yazdıklarına yıllar evvel "denemeler" adını vermesi arasında akıl almaz bir çelişki vardı. Yoksa montaigne, yazdıklarının ileride son derece önem kazanacağını bildiği halde onları "denemeler" adı altında toplayarak hem bir mütevazilik örneği göstermiş hem de bu ileri görüşlülüğüyle bir artı puan alacağını mı düşünmüştü? Peki Mehmet Abi... Asıl planı aklında kurduğu o tiradı mı atmaktı? Alnıma keser sapıyla vurmak, tiradın etkisini mi öldürmüştü acaba? Yoka Mehmet Abi mütevazi olmayı mı becerememişti? Acaba alnıma keser sapıyla vurma ile tiradı atma eyleminin sırasını değiştirseydi, o histeri krizlerini geçirmeyecek miydi? Peki Seyit? Ne gerek vardı tirada derken, hem bir yandan annesini yadsıyor, hem de bir yandan montaigne' nin mütevaziliğinden mi dem vuruyordu? Annesi niye ağlıyordu? Oğlunun keskin tavırlarından yakınırken oğlunu montaigne gibi yetiştiremediği için mi hayıflanıyordu? Sadece hayıflansa iyi miydi? Sanki bir yandan da musakka yapıp kendini tatmin ediyor gibiydi? Şakşuka rakıyla iyi mi giderdi? Şayet gitmeseydi, geçmişte şakşukayla rakıyı beraber deneyip bu akımı başlatan adamın mütevaziliğinden konuşuyor olur muydu insanlar? Montaigne misali...